Uçucu Yağları Tanıyor Musunuz?

Şüphesiz ki nerede olursanız olun işte, evde, okulda hatta sosyal ortamlarda bilinçli veya bilinçsiz kolaylıkla uçucu yağların kokusu ile karşılaşabilirsiniz. Son on yılda uçucu yağ kullanımının ve aromaterapi uygulamalarının hem dünyada hem ülkemizde hızla arttığını ve yaygınlaştığını görebilirsiniz. Ancak uçucu yağların kullanımına tarih boyunca rastlanmakta ve hatta binlerce yıl öncesine, 3000 yıl öncesine gidip Mısır uygarlığına kadar uzanmaktadır. Mısır’da mumyalamada çam, sedir ve ardıç reçinelerinin ve uçucu yağının, sakızın, mür ve balmumunun kullanıldığı gaz kromatografisi çalışmaları ile gösterilmiştir. İbni Sina’nın MS 900-1000 li yıllarda uçucu yağları elde etmek için imbik kullandığını biliyoruz. Günümüzde nane, lavanta, ıtır, okaliptüs, gül, bergamot, sandal ağacı ve papatya uçucu yağları en sık kullanılan uçucu yağlar olarak görülmektedir. Bitkilerde uçucu yağlar bir taraftan bitkiyi ısı değişimlerine, mikroorganizma ya da diğer zararlılara karşı korurken, diğer taraftan da tozlaşmayı sağlayacak böcek ve kuşları kendisine çekme özelliğine sahiptir.

Uçucu yağlar bitkilerden elde edilen kompleks yapıda, oldukça konsantre, genellikle oda ısısında sıvı ve 40 derecenin üzerinde uçucu kuvvetli kokulu karışımlardır. Zaman zaman eterik yağ ya da esansiyel yağ olarak adlandırıldıklarını da görebilirsiniz. Uçucu yağlar bitkilerden genellikle distilasyonla elde edilir. Narenciye uçucu yağlarının elde edilmesinde ise meyve kabuklarına mekanik ekspresyon yani sıkma uygulaması yapılır. Bunun yanında özellikle parfümeride kullanılan yağlar bitkilerden farklı solventlerle ekstraksiyon ile elde edilmektedir.

Uçucu yağlar suda çözünmez ancak organik çözücülerde çözünebilirler. Bu sebeple uçucu yağlar “yağ” olarak tanımlansa da sabit yağlardan yapısal, işlevsel ve elde ediliş açısından tamamen farklı oldukları unutulmamalıdır.

DOALINN UÇUCU YAĞLARINDA DURUM NEDİR?

Tüm uçucu yağlarda olduğu gibi Doalinn uçucu yağlarının bileşiminde de %90 oranında terpenik maddeler ve bunun yanında aromatik maddeler, düz zincirli hidrokarbonlar ile azot ve kükürt taşıyan bileşikler bulunmaktadır. Bir uçucu yağın içindeki maddeler incelendiğinde genellikle 200’den fazla bileşik olduğu görülecektir. İşte yağlarımıza tamamen kendine özgü kokusunu, aromasını, etkisini veren, uçucu yağın kalitesini belirleyen de içindeki bu maddeler ve oranlarıdır. Bu sebeple uçucu yağda standart ve sabit bir kaliteyi yakalamak için GC-MS analizlerinin yapılması çok önemlidir. Doalinn uçucu yağlarının da GC-MS analizleri vardır ve her partide bu analizler tekrarlanır.

Doalinn uçucu yağlarının geniş ürün çeşitliliğine bakarsanız aynı bitkinin farklı kısımlarından elde edilmiş olan uçucu yağları da görebilirsiniz. Bunun temel sebebi uçucu yağın bileşiminin bitkiden elde edildiği organa göre değişiklik göstermesidir. Örneğin tarçın kabuk ve yaprak yağları birbirinden farklıdır, benzer şekilde turunç meyve kabuğu, yaprak ve çiçek uçucu yağlarının da bileşimleri birbirinden farklılık gösterir. Uçucu yağlar bitkide bitkinin tamamında olabileceği gibi bir organında lokalize olmuş da olabilir. Örneğin nane uçucu yağı yapraklarda, anason meyvede, tarçın ağacının gövde kabuklarında, kekik yağı bitkinin tamamında, zencefil uçucu yağı bitkinin köklerinde, portakal uçucu yağları ise bitkinin çiçeklerinde, yapraklarında ve meyve kabuklarında bulunmaktadır.

Benzer şekilde uçucu yağlar aynı cinsin farklı türleri arasında da farklılık gösterecektir. Örneğin Doalinn uçucu yağlarında bulunan Tıbbi adaçayı (Salvia officinalis), Misk adaçayı (Salvia sclarea) ve Anadolu adaçayı hem bileşim dolayısıyla da hem koku ve etki açısından birbirlerinden farklıdır. Yine ürünlerimiz arasında da geçen Yayla kekiği (Origanum minutifolium), İstanbul kekiği (Origanum vulgare) ve İzmir kekiği (Origanum onites) genel olarak kekik olarak adlandırılsa da birbirlerinden farklı bir bileşime sahiptir.

Görüldüğü gibi uçucu yağlarda yağın kalitesini etkileyen faktörler çok fazladır. Bu sebeple uçucu yağ seçerken özellikle tüm analizlerinin yapılmış olmasına, hangi bitkiden elde edildiğine, bitkinin neresinden ve hangi yöntemle elde edildiğine dikkat edilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Buckle, J., 2015. Clinical aromatherapy – Essential Oils in Healthcare, Third ed. Elsevier Health Sciences, London, UK.

Tisserand, R., Young, R., 2013. Essential Oil Safety: A Guide for Health Care Professionals. Elsevier Health Sciences, London, UK.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir